Karadeniz’de annelerimiz çok çile çeker. Bir çok erkek müsveddesinin yapamayacağı işi yaparlar. Sırtlarına öyle yükler alırlar ki, şaşırıp kalırsınız. Dünya şampiyonluğunda altın madalyaya layıktır aslında bu kuvvet ve çabaları. Oralarda erkeğin çalışması acayip karşılanırmış. Yükü kadınlar yüklenirmiş. Bir arkadaşımız Karadenizli hanımının memleketine gidince eşyalar ve yükü taşıyor doğal olarak. Anlattığına göre gelen geçen herkes çok ayıp bir iş yapıyormuş gibi bakıyorlarmış.
Annelerimiz böyle çalışıyor da, kocaları ne yapıyor?
Kendisi de Trabzonlu olan Efendi Hazretlerimiz Karadenizli erkeklerin tembelliğinden şikayet eder. Kahvehanelerde ömür tükettiklerini sohbetlerinde vurgulardı. Evlatlarını Kurslara vermemelerinden de yakınır, çaydan kazanılan paranın sadaka ve zakatının verilmediğini anlatırdı.
İNSANIN İÇİNİ CIZZZLATAN GÖRÜNTÜLER
Annelerimiz bu yükü çekiyor ama aslında evin mesuliyetini yüklenmiş olan adamlar, annelerimize verdikleri bu zahmetin yükünü ahrette nasıl çekecekler? Bir de bu yönünü düşünmek lazım.


Efendi hazretleride(k.s) anlatmış Ali Haydar Efendi (k.s)de karadenizde kadınların mirastan mahrum edildiğine dair sözü olduğunu anlatır karadenizli olarak bu durum düşenlerden olmayız inşaallah
Evet….Karadeniz dediğinde biraz duracaksın. Ağası bol olur Karadeniz’in. “Paşa” olanlarına her yerde rastlanabilinir. Kahvede okey oyunlarını çok güzel oynarlar. Kimin ne kadar parası olduğunun, kaç kat bina yaptığının, hangi arabayı ne zaman aldığının haberlerini bir tek kuruş ödemeden öğrenebilirsin Karadeniz’de. Hoş olur muhabbetleri; çok şeyler bilir ve konuşurlar, ara sıra tabancalarda konuşur Karadeniz’de.
Hoş vakit geçirirler; Şovenvari laflar ederler.
Bazen hoş sohbeti daha kaliteli yapabilmek için kenar Restoranlarda kafayı çekerler. Veeee…. daha sonra geç saatlerde evin yolunu tutarlar.
Sonra ne olur?…hiiiiç(!) evde özel hizmet beklerler. Ayrıca Ahbunu taşıdınmı diye sorduktan sonra iş yatmaya geliiiir(!)
Ah… son anda aklıma geldi… bazen dayak gibi konular da olabilir.
Nereden mi biliyorum? İstatistiklerden. 2010 yılının ilk üç ayında, Karadeniz’in şirin bir şehrinde içi fındık doldurmayan sebeplerden ötürü resmi tutanaklara göre 216 kadın dayak yediği için karakola baş vurmuştur. Gayri resmi olanları, duymadıkları-mızın hesabını herkes kendisi yapsın.
NOT: Allah korusun! tabii ki hepsi böyle değildir. İyi ki değildir! Ne var ki böyle olanların sayısı, maalesef hiç de az değil.
Saygılarımla